Gözlerim midye kabuğu gibi aralandığı sırada buğulu görüntüye eşlik eden ritmik bip sesleri duyuyorum… Başım fena zonkluyor. Benim olmadığı her halinden belli bir yataktayım… Görüntü hala net değil. Bu bip sesi de ne? Azıcık doğrulmaya gayret ederken kolumda inceden bir sızı duyuyorum. Açılan damar yolunun iğnesi beni rahatsız ediyor. Damar yolu mu? Koluma sokuşturulmuş hortumu gözlerimle takip ederek, sağ köşede usul usul damlatan bir serum poşeti buluyorum…
başımdan geçen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
başımdan geçen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Mayıs 2013 Cuma
8 Şubat 2013 Cuma
hem sarhoşum, hem yastayım...
Her şey acı acı çalan telefonumu açar açmaz, o soluksuz sesin yersiz bir neşe içinde rutinimi allak bullak etmesiyle başladı: ‘Cnııım yarın akşam Kubilik Meyhanesi’nde doğum günümü kutlıycaaaz, kesin geliyosun bahane istemiorm, öptüm bay…’
18 Ocak 2013 Cuma
gerilere doğru ilerlerken...
‘Sağlı sollu arkalara doğru ilerlenmesi gereken, tıklım tıklım bir otobüsün içerisindeyim. Muavinimiz, İlyas Salman’a olan benzerliği ile dikkat çekiyor. Ancak dikkat çekmek için çok soğuk ve çok erken... Soğuktan burnumuza kadar çektiğimiz paltolarımız ve yer çekimine yenik düşen göz kapaklarımızla, dikkatinin bir yöne toplanması oldukça zor bir topluluğuz. Otobüs camiasında artık İlyas Salman’a benzerliği ile anılmak istemeyen muavinimiz, bu sefer dikkatimizi düzenli haykırışlarla çekmeyi başarıyor:
‘ Evet, gerilere dogru sağlı sollu ilerleyelim efenim; hadi amca, bah arhanda yer var daaa’
Etiketler:
başımdan geçen,
demiryolu,
Gandhi,
İlyas Salman,
metro,
mizah,
otobüs,
toplu taşım
27 Aralık 2012 Perşembe
senin baban bir kayaydı yavrum...
21 Kasım 2012 Çarşamba
kırmızı kazak erkeği...
Şimdi tam konuyu hatırlamam çok zor. Ama zaten bu tip durumları o kadar sık yaşıyorum ki, hangi birinden bahsedeyim bilemedim.
Metafor dolu bir örnekle genelleyerek, şöyle kabaca izah etmeye çalışayım:
Etiketler:
başımdan geçen,
kazak,
mizah,
münakaşa,
tartışma
2 Kasım 2012 Cuma
babalar neler doğuruyor...
Yastığıma salyamı akıtacak ağırlıkta bir uykudan yeni yeni ayılıyorum. Bir tuhaflık var. Ferahlatırken endişelendiren bir tuhaflık…
1 Ekim 2012 Pazartesi
natural born mommies...
Projektörle yansıtılmış kocaman bir meme vardı perdede….
Şişkin karınları sınırları zorlayan yaba ayaklı, paytak kadınlar ve onlardan kalan yerlere sıkışmış telaşlı kocaları ile tıka basa dolu bir sınıfta, perdedeki devasa memeye bakıyorduk hep birlikte … Eğitimi veren hemşirenin, ‘korkacak bir şey yok’ vurgusuna tezat, endişeli yüzler ve ‘sorum geldi’ ifadeleri hızla artmaktaydı. Telaşlanmaya, korkmaya hiç gerek olmadığının defalarca dikte edildiği bu havasız ortamda, insan başına gelecekler için işkillenmeden edemiyordu...
10 Ağustos 2012 Cuma
yumuşak karınlar, paralize babalar…
Suistimale açık, yumuşak karınların kıyasıya tekmelendiği her sektörde olduğu gibi ( sağlık, eğitim, evlilik… vs.) bebek alışverişlerinde de, ebeveynlerin başına gelecek bu anı dört gözle bekleyen esnaf arkadaşlar olduğunu ve beni, maliyetinin 500 katına kadar çıkan fırsat ürünleri silsilesinin beklediğini az çok kestirebiliyordum aslında…
Etiketler:
alışveriş,
avm,
başımdan geçen,
bebek,
çocuk,
mizah,
yumuşak karın
1 Ağustos 2012 Çarşamba
kişisel olarak gelişime karşıyım....
‘Her şey, sizin elinizde!’ diye haykırdığında sıçradım, ve istemsiz bir şekilde elimdeki ‘her şey’ e, sıkıntıdan ritmik olarak çevirip durduğum tükenmez kaleme kısa bir bakış fırlattım.. Uzunca bir süredir elimdeki ‘her şey’ ile not almak hevesiyle açtığım bu kalbim kadar temiz, beynim kadar boş sayfaya anlamsız şekiller çizmekteydim. Söylenen hemen hiçbir şeyi dinlememiş, çok çok uzaklara gitmiştim. Beni kendime getiren işte bu haykırış oldu… Her şey benim elimdeydi…
Etiketler:
başımdan geçen,
eğitim,
kişisel gelişim,
kritik,
mizah,
nlp,
yaşam
29 Haziran 2012 Cuma
erkek olmak zor zanaat...
Bir değnek vardı elinde iki ucu boklu… Neyi seçsen mesele…
Bu memlekette erkek olmak…
Bu memlekette kadın olmak…
Sen tuttun erkek olmayı seçtin. Gerçi her türlü işin zor, açık konuşayım. İlerleyen yaşlarda bu memlekette yalnızca ‘insan’ olmanın dahi ne denli zor olduğunu sevimsiz tecrübelerle göreceksin. Bıraktığımız enkaz için şimdiden özür dilerim. İşin siyasi, toplumsal tarafıyla seni boğmayacağım. Bunları sonra konuşuruz zaten…
22 Haziran 2012 Cuma
küçük sahil kasabası...
‘Gitmek lazım abi buralardan!’ dedi, bira bardağında kalan son yudumu kafasına dikip, hışımla boş bardağı masaya vururken…
‘Bu koca şehir, bu yaşam mücadelesi, stres beni yedi bitirdi… Artık dayanamıyorum. Çekip gideceğim buralardan güneylere…’
Fondip olarak adlandırılması için mübalağa etmek gereken son yudum birasının etkisinden midir, yoksa hayatın sillesini yemiş bir adamın takındığı dertli ifadeden midir bilinmez, kat kat olmuş alnının bitimine doğru çatılmış kaşları, suratına az önce ‘bok’ görmüş tipinde bir ifade yerleştirmişti.
Etiketler:
başımdan geçen,
gitmek,
mizah,
sahil kasabası,
sosyal medya,
yaşam
18 Haziran 2012 Pazartesi
biri bizi yalıtıyor...
‘Tadilat: İki genel tahrir arasında, bu kanunda yazılı sebeplerden dolayı binaların gayrisafi iratlarında ve arazinin kıymetlerinde vukua gelen devamlı ve tabii değişiklikler tesbit edilerek, yeni irat veya kıymetin tahmin edilmesi.‘
Bugünlerde eve yaptırmakta olduğum tadilatın tanımı, işte bu internette rastladığım ve bir bok anlamadığım açıklama olsa gerek… Benim tahmin ettiğim tadilatın çok çok ötesinde, çok daha karmaşık bir şeyler yapıyor olmalılar… Aksi takdirde bu kadar sorun yaşanması, uzun sürmesi, acı vermesi mümkün olmazdı…
13 Haziran 2012 Çarşamba
klipsli ETS ameliyatı oldum...
Eminim siz de başlığı okuyup, hiçbir şey anlamayan çoğunluktansınız. Böyle bir derdim olmasaydı benim de ‘klipsli ETS’ kavramından en ufak haberim olmazdı. Çok da güzel olurdu… Hayat işte…
Etiketler:
ameliyat,
başımdan geçen,
klipsli ets,
mizah,
terleme
17 Nisan 2012 Salı
analar babalar... sizde nasıl yürek var?...
Çocuk arifesi çevremde gözlemlediğim bazı detaylar bana daha da itici gelmeye başladı. Hassaslaşmanın ve aşırı tepkilerin, eşimden ziyade bende gözlemlenmesi ayrı bir yazı konusu zaten. Utanmasam aşericem.
Etiketler:
başımdan geçen,
çocuk,
kritik,
mizah,
sosyal medya,
yaşam
4 Nisan 2012 Çarşamba
alışmadık cepte telefon...
Yenildim…
Uzun süredir akıllı telefonlara karşı yürütmüş olduğum çetin mücadele son buldu. ‘O ne abi, herkesin elinde bi ayfon, mal mal bakıyorlar, uyuz oluyorum’ diyerek aklımca aşağıladığım, posta koyduğum, hor gördüğüm akıll cep telefonu teknolojisi sonunda galip geldi ve kendime en akıllısından bir tane aldım. Akıllı telefon aldım, dur şu aklımı bir kenara koyayım, o kadar para verdikten sonra artık hiçbir şey düşünmeme gerek yok refleksi benim bünyede de tezahür eder mi bilinmez ama ben de hayatı inanılmaz kolaylaştırıyor gazlarıyla hayatını anlamsızca karmaşıklaştıran zombi sürüsüne dahil oluverdim işte...
23 Mart 2012 Cuma
yaşam dediğin iki çizgiden ibaret...
Hatırlıyorum da, babam, yaptığım çocuklukları yermek, artık kazık kadar adam olduğumun altını çizmek için ‘bugün evlensen yarın çocuğun olur’ lafını kullanırdı hep… Ben de sanki biraz da müstehcen bir şeyler duymuşçasına gülümserdim mahcubiyetle karışık...
21 Şubat 2012 Salı
uçmalı mı uçmamalı mı?
Tamam, zamandan tasarrufu, güvenilirliği ve sunduğu olanaklar ile neredeyse alternatifinin olmamasına saygı duyarım. Ancak eminim, uçak seyahatinden bu denli nefret eden bir tek ben değilimdir. Yani sonuçta yerden 9-10 bin metre yüksekte saate 700-800 km yol kat etmek elbette ki havacılık sektörünün bize sunduğu eşsiz bir nimet ancak kendini uçağa atmak için verdiğin çaba ve çektiğin eziyet, bu teknolojiyi kullanmanın verdiği memnuniyeti, sanki çoğu zaman bir sinir harbine çeviriyor…
17 Ocak 2012 Salı
pilates of the caribbean

‘Bir kiii üç dört - son kiii üçç dört…’
Şrakkk!!! Bir kırbaç şaklıyor domalık vaziyette tapındığımız spor salonu laminantlarında…
‘Şimdi sık karnı, ayaklar pilates veesi… Gözümüz göbeğimizde, götümüz aya bakıyor, sık karnını bekle…’
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















